• BIST 115.794
  • Altın 397,572
  • Dolar 6,8582
  • Euro 7,7493
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 29 °C

Öztürkkan, ‘Manuçahr’in adını doğru telaffuz etmeli!’

Öztürkkan, ‘Manuçahr’in adını doğru telaffuz etmeli!’
Araştırmacı Yazar Fotoğraf Sanatçısı Yıldırım Öztürkkan, Ani Ören Yeri’ndeki 950 yıllık Anadolu’daki ilk Türk camisinin restore edilerek ibadete açılacak olmasından dolayı duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

KARS HAVADİS

 

İbadete açılacak olan Manuçahr Camisi’nin adının henüz doğru telaffuz edilmediğine dikkat çeken Öztürkkan, bu yönde Kars Valisi Türker Öksüz’e hem teşekkür etti hem de ricada bulundu.

Caminin gerçek adının ‘Manuçahr’ olduğunu ileri süren Yıldırım Öztürkkan, Anadolu’nun incisi Manuçahr Camisi’nin kurtarılmasının Kars halkını ziyadesiyle memnun ettiğini söyledi.  Caminin adının maalesef düzgün telaffuz edilmemekte olduğunu da söyleyen Öztürkkan; “Örnek verecek olursak Manuçehr, Menüçehr, Minicühür Mincür, Menüçahr v.b doğrusu nerede diye hiçbir yerde aramanıza gerek yoktur. Doğrusu.Kars’ın Yetiştirdiği Ünlü tarihçi Prof. Dr. M.Fahrettin Kırzıoğlu’nun Anı şehir tarihi kitabın da ve Arslanlı kapının  sağındaki 4 satırlık tamir kitabesinde Manuçahr ismi veya  doğrusu her ne ise yazmaktadır.Bu bilgi kirliliğinin valimiz Sayın Türker Öksüz tarafından düzettirileceğini ümit etmekteyim. Bu arada Milletvekillerimiz Sayın Ahmet Arslan Ve Prof.Dr  Sayın Yunus Kılıç ve emeği geçenlerde teşekkür ederim.”dedi.

Araştırmacı Yazar Fotoğraf Sanatçısı Yıldırım Öztürkkan Manuçahr ve Manuçahr Camisini şu şekilde anlattı.

MANUÇAHR CAMİİ, MANU: AY, ÇAHR: ÇEHRE,YÜZ  MANUÇAHR: (Anlamı ) :Ay gibi güzel yüzlü, ay yüzlü, güzel çehreli

MANUÇAHR KİMDİR?

1064 Yılında Sultan Alparslan’ın Anı yı fethettikten sonra buraya atadığı emirdir. Onun 46 yıl, Anı da Emirlik yaptığı devre içine Alparslan’ın hükümdarlık yılları ile Melikşah’ın  20 yıllık sultanlığı (1072-1092) da girmektedir. Manuçahr bu süre içinde Selçuklu İmparatorluğu’na tam bağlı bir emir olarak görev yapmıştır.1110 yılında vefat etmiştir.

16 Ağustos 1064‘de camiye çevrilen ve 20 Ağustos’ta Bu topraklarda kılınan ilk Cuma namazından sonra, Anı’da bulunan Fethiyye Cami (katedral) Anı Müslümanlarına yetmez olmuştu, bunun için 1072   yılında bu cami yapılmıştır. Anı’nın yönetimini eline alan Şeddat oğullarından Ebu Şuca Manuçahr o zamana kadar yapılmış birçok gayri Müslim eserleri gölgede bırakacak derecede bir eser yapılmasını ister.  Bu aynı zamanda Selçuklu yapı sanatının bir üstünlük ifadesi niteliğini taşır. Adet olduğu üzere sultan adına yapılan camilerde birçok hususlar aranır. Bu eserde bunların hepsi fazlası ile mevcuttur. Kalemle tarifi ise mümkün değildir. Taşı ağaçtan daha kolay işleme sanatına sahip olan, yazısı, kabartması ve motifi ile ruh veren Selçuklu sanatı diğer milletlerin sanatından üstün olduğunu bu camide bir kere daha ispat etmiştir. Cami haremi üç nefli dört kalın taş sütun üzerine tavan tonozlu renkli taşlarla mozaik kaplama olup kırmızı renkte yuvarlak sütun ve başlarına konan dört köşeli başlığının alt kısımlarına Selçuklu aynası oyulmuş, sütun araları zarif kemerlerle birbirine bağlanmıştır. Güneye nazır dört pencere üzeri sivri kemer örneği de üst ve yan kolonlar yarım dairevi şekilde süslü pencere aralarında iki küçük tipte duvara oyulu Selçuklu dolapları yer almaktadır. En güzel kısımlardan biride yarım kubbe şeklinde çok itinalı yapılmış ve işlenmiş renkli tonoz kubbeler ve aşağıya doğru kademeli inen oyulmuş Selçuklu ayna motifleridir.

Bu devirde camilerde ahşap kısım pek görülmez, bunun yerine taş oyma minber görülmektedir. Yine bu devrin mimari özelliklerinden biriside zemin katta bulunan iç içe(alt alta) üç oda görülmektedir, bunlar halkın din uluları gibi mühim zatların Sandukalarının mumyalanıp koyulduğu az ışıklı küçük pencereli loş bir manzara arz eden hücre olsa gerek üzeri takviyeli tonoz örtülüdür. Bu kısım hayli tahrip edilmiş sandukaların akıbeti meçhuldür. Caminin batı duvarı ve kıble duvarının batı köşesi yıkık durumdadır. Diğer yerler sağlam durumdadır. Minarenin gövdesi 8 köşeli renkli taşlarla yerden itibaren aynı kalınlıkta şerefeye kadar yükselir. Anı taşının işleniş kolaylığı pişmiş tuğla renk niteliğinde olduğundan bu devre mahsus taş ile yapılmasına lüzum hissedilmemiş doğrudan Anı taşı kullanılmıştır. Şerefesi ile petekliğinden başka 99 basamaklı merdivenlerde ilk birkaç merdivenden sonra sağlamdır(restore edildi).  Minare girişi bir camii geleneği olan kıbleye açılmaktadır.

Bismillah ibaresi uzaklardan görülür ve okunur. (B) harfi 52cm‘dir. Dikkate değer diğer bir hususta  bu yazının hemen üstünden 14 taş yukarıda siyah taştan  kabartma at nalı şekli göze çarpar, bu adet  Türklerin ta  Orta Asya dan getirdikleri  kem gözden , nazardan koruma inanışının devamıdır.  Camide 1892 yılına kadar Müslüman halk namaz kılmış. Bu tarihten sonra Anı da kazı yapan St. Petersburg akademisi İslami eserler düşmanı Prof. Nikolai Marr Cami müştemilatını ve kazılarda çıkan eserleri Anı’da daha büyük ve sağlam yapılar olmasına rağmen camide toplayarak burasını müze haline getirmiş, caminin mihrabından, caminin ortasına kadar, ortasından batıya,  batısından tam ortadan sıra dışı sütun ve kemer ortalarını kaba taşlarla duvar örmüş bir kapı yaparak caminin mimari özelliğini bozmuştur.

Caminin orijinal mihrap ve minberini görmek mümkün değildir. Ancak içeride sol kıble tarafında Ocaklı Köyü sakinleri tarafından oyularak yapılan mihrabı görürüz. Halk kutsiyetini bozdu diye 1920 den sonra burada namaz kılmamıştır. Caminin minaresi yıkıldığı için 1125 yılında Emir Fadlun tarafından yeniden yaptırılmıştır. İslami mimarinin Anadolu’daki ilk örneklerinden biri olan bu caminin batı duvarında bulunan kitabesini Ermeniler tarafından sökülüp atılmıştır. Daha önce okunmuş bulunan kitabesi şu şekildeymiş.

KİTABE

“Emere bi-Bina’ü Hazihi El-Mescid

El-Emirül Ecel Şüca ‘üd Devlet

Ebu-Şüca Manuçahr  bin Şavür

Fi Devleti Mevlana Es- Sultan El-Mu’azzam “

Şehenşah El A’zam Celalüd-Devlet, Ebul Feth Melikşah Bin Alparslan, Caminin yeri özenle seçilmiş olup, şehrin en güzel manzaralı noktasına inşa edilmiştir. Pencereden bakıldığında hemen altta tek kemerli Arpaçay köprüsünü bükülerek uzanan Arpaçay Vadisi’nin büyüleyici güzelliğini ve Bakireler manastırını görebilirsiniz. 

Bu haber toplam 1188 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2018 Kars'tan Havadis | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.